HÜZÜNBAZ SEVGİLİ

20/4/2009 - ....

....bugün benim doğum günüm ....
hem sarhoşum hem yastayım....
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/9/2008 - şiir resimli






Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 600x450 ölçülerinde ve 47KB büyüklüğündedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/9/2008 - seni özledim.....

Ellerini tutup sıcaklığını hissetmeyi özledim..
Seninle içtiğim kahvenin o tarifsiz tadını özledim..
Bana kızmanı, ve hatta bazen sinir olmanı özledim..
Tepkime kızıp sigarayı bi hışımla söndürüşünü,
kısa bir sessizlikten sonraki o gülüşünü görmeyi özledim..
Kısaca seni özledim ben…

Sana bakarken gülümsemeyi özledim,
gözlerine mühürlenip öylece kalmayı,
Soğuk günlerde sımsıkı sarılıp sıcaklığınla ısıtmanı özledim..
Bir nefes gibi derin derin içime çekmeyi,
Ömrün son demine dek izle[n]meyi…
Kısaca seni özledim ben…


Şu minik dünyamda ki koskocaman sevgiyi canlı canlı hissedebilmeni,
ve sonrasında gözlerinin parladığını görmeyi özledim
Bana olan güvenini, sadakatini özledim
İçimde tutsak ettiğim duygularımı yüzüne söylerkenki halimi[zi],
ve akabinde senin söylediklerinin yanında benimkilerin hafif kalışını görmeyi özledim..
Otobüste uyuklamalarımızı özledim.. ve
benden önce uyanıp kulağıma bişeyler fısıldamanı özledim..
Aniden sarılarak korkutmalarını özledim..
Kalp atışlarını duyabilmeyi özledim..
Sonra,, sonra kokunu da özledim ben..

Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 600x400 ölçülerinde ve 136KB büyüklüğündedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.

Takvimlerden rakamlar değil sen düşüyorsun üzerime..
Saatlerin de rakamlarını unuttum ben..
Sen giderken saat kaçtı ki?!.. Hatırlamıyorum hatırlayamıyorum..
Akreple yelkovanında özlediğim seni görüyorum hep..
sebebim'i sebebim geçe.. sebebim'e sebebim kala.. sebebim.. sebebim..
Sensiz geçen zaman düşman sanki..
Sende sen, bende sen.. Herşey de sen.. Hepsi sen..
Yokluğun ateşten bir gömlekmiş sanki, her gün istemeyerek üzerime giydiğim..
Gözlerimi gözlerine istersen bir ömür mühürlerim..
Hadi durma! Aslını resmet ruhuma sevdiğim..
Kısaca seni özledim sebebim…


Tüm hücreLerime sen yazıLmıştın yar.
ÇoğaLıyordun..
Bu çoğaLışı durdurmak için yavaş yavaş öLdürüyordum kendimi.
Sonra..
Sonrası mı?
AkLıma her düşüşünde seninLe birLikte yeni hücreLer doğurdu bedenim.

ÖLüm gecikti, sen çoğaLdın, ben varoLuşa tutundum..
Yine, yeniden seni çizdim vücudumun her karesine
ve seni çok özledim...
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/5/2008 - deniz gezmiş

TELAŞLANMIŞLAR, DENİZ’İN AYAĞINDAKI ZİNCİRİ AÇAMIYORLARDI..DENIZ GÜLÜMSÜYORDU.

Avukatlar Hüseyin'in olduğu odaya girerlerken bir albayla karşılaştılar. Albay "Dini telkin istemiyorlar" dedi. Bunu anlamlı bir sesle söylemişti. Müslüman olmadıklarını çağrıştırmak istiyordu. Avukatlar "Bu sadece onların bileceği bir iş" dedi. Albay "Tabii siz de bilirsiniz," diye aynı sezdirmeyi, bu kez avukatlara yöneltti. Aylardan mayıstı. Günlerden Mayıs'ın 6'sı. "Hıdrellez" günü diye yazıyor takvimler, "Alaçam, Samsun, Geyikaşan Hıdrellez günü... Karacabey, Bursa Hıdrellez şenlikleri..Yerleşmiş İslam geleneğine göre Hıdır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan gün. İnanışa göre ölümsüzlüğe erişmiş bu iki peygamberin buluşmaları, kutlanarak anılır.

Avukatlar Hüseyin'in bulunduğu odaya girecekken duydukları bu sözle sinirlenmişlerdi. Hüseyin babasını düşünüyordu odada, Hıdır'dı babasının adı, Hıdır İnan. Aylardan mayıstı. Günlerden Mayıs'ın 6'sı. Avukatlar albaydan geçip Hüseyin'in bulunduğu odaya girdiler. Hüseyin de Deniz ve Yusuf'un durumundaydı. Birkaç görevli omuzlarından tutmaktaydı.
Avukatlarını görünce büyük bir mutluluk ve derin bir gülümsemeyle "Hoş geldiniz" dedi. Avukatlar ona bir arzusu olup olmadığını sordular. "Bir arzum yoktur. Sizlere çok teşekkür ederim." dedi.

Sonra Hüseyin avukatlarına "Babam Ankara'da mı?" diye sordu. Avukatlar Ankara'da olduğunu söylediler. Hüseyin "Nasıl?" diye sürdürdü sorusunu. "İyi ve seninle iftihar ediyor" diye yanıtladı avukatları. Bu arada avukatlar görevlilere ,Hüseyin'in de arkadaşlarıyla vedalaştırılmasını hatırlattılar.
Hüseyin aynı sıcaklık ve canlılıkla Deniz ve Yusuf'la odalarında birer birer kucaklaştı. Zincirleri ve bağları, üçünün de bu vedalaşma anında gövdelerine alabildiğine ağırlık veriyordu. Omuzlan ve başlarının hareketiyle birbirlerine sokuluyorlardı.
Hüseyin önce başgardiyan odasında Deniz'le, sonra yandaki diğer odada Yusuf'la, konuşacak çok şeyleri olan, ama ayrılmak zorundaki insanların can sevinciyle bakıştı. Hiçbir şey şakadan değildi. Fakat yaşayan gülümseyişlerinde, çocuksu, şakacı bir incelik vardı. Bir birlikteliğin, yaşamadaki son karşılaşmaları da böylece bitti.

Üçü de ilkin kendisinin asılmasını isteyen bir duygu taşıyordu. Onları darağacına çıkmak değil, darağacına çıkacak arkadaşlarım seslerden, kıpırtılardan dinlemek zorunluluğu incitiyordu. Fakat bu son deneylerine de dik duruyorlardı. Saat 01.00'i geçiyordu.
Bu ara avukatlar Deniz'in bulunduğu odaya döndüler.

Deniz ayakları zincirli, elleri arkadan bağlı bir durumda darağacına bakan pencereye karşı oturduğu yerden yazdırdığı son mektubunu tamamlamak üzereydi. Onun bitirmesini beklediler.

"... Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım... Oğlun Deniz Gezmiş." Mektup tamamlanmıştı.

İnfaz savcısı Sami Uğur, Deniz'e sokulup, elindeki basılı kağıttan idam kararının özetini okuyup, bir diyeceği olup olmadığım sordu. Deniz, kararın kendisine ait olduğunu, bir diyeceği olmadığım belirtti.
Savcı görevlilere "zincirleri çözün" dedi. Bir görevli yarı telaşlı, yarı çekingen bir tavır içinde, elindeki anahtarla zincirlerin kilidini kurcalamaya başladı... Açamıyordu. Elindeki anahtar kilide uymuyordu. Bunun üzerine başgardiyan birkaç anahtar daha verdi. Kilidi yine açamadılar.
Bu durum odadakilerde yeni bir sabırsızlık havası estirmişti. Kendi kendine söylenenler vardı. .
On beş dakika kadar beklenildi. Birisinin "Zincirleri çözmeye lüzum yok, zincirleriyle çıkarılsın" dediği duyuldu. İnfaz savcısı Sami Uğur "Bunlar efendi çocuk, prangayı çözelim" diye karşılık verdi ve "Kilidi kim kilitlediyse acele bulun" komutunu verdi.
Adamı bulup getirdiler. Ve zincirler çözülebildi. Deniz zincirlerini çözen adama "Postallarımın bağını bile bağlamaya vakit bırakmadan beni apar topar buraya getirdiler. Sehpada bu haliyle postallarım ayaklarımdan düşecekler. Onları bağla.... dedi. Görevli, Deniz'in postallarım bağladı.
Bu arada Deniz'e, beyaz bezden dar bir idam gömleği giydirdiler. Ayaklarına kadar uzandı...
Gitme vakti gelmişti.
Deniz avukatlarına dönerek veda etti. Çevresini acı bir gülümsemeyle süzdü ve avludaki sehpaya doğru metin adımlarla yürüdü.
İdam gömleğinin dar olması ve ellerinin bağlı olması nedeniyle sehpaya destekle çıktı. Sehpada üç ayaklı bir tabure vardı. Deniz ona da çıkıp ilmiği boynuna kendisi geçirmeye çalıştı.
İlmiği boynuna geçirdiğinde, seyredenlerden bazıları, cellada başlarıyla tabureyi çek işareti veriliyordu. Deniz birden, şafağı daha sökmemiş bu bahar sabahının, serin sessizliğine doğru yankı veren bir sesle bağırmaya başladı:

"YAŞASIN TÜRKİYE HALKININ BAĞIMSIZLIĞI, YAŞASIN MARKSİZM-LENİNİZMİN YÜCE İDEOLOJİSİ, YAŞASIN TÜRK VE KÜRT HALKLARININ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ, KAHROLSUN EMPERYALİZM!"

Çevredeki görevliler telaşlandılar. Deniz'in son sözcüğü . bitmemişti ki, cellat aceleyle tabureyi altından çekti. Ciğerinden yükselen son sözcüğü taşıyan nefes,. dudağına varamadan, gırtlağında tıkandı.
Taburenin çekilmesiyle Deniz boşluğa yığılmıştı. Fakat onun uzun boyunu cellat hesap edememişti. Deniz'in ayakları taburenin altındaki masaya çarptı. Hemen masayı da çektiler.

Saat 01.25'i gösteriyordu.

Gardiyan, imam ve sivil personel, gelenek gereği saygı duruşunu geçmişti. Avukatların yüzlerini derin bir hüzün doldurmuştu. Denizgili ölüme mahkum eden 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesinin Başkanı Tuğgeneral Ali Elverdi, elleri arkasında, ağzında sigara Deniz'i seyrediyordu. Ankara savcısı Fazıl Alp, Tevfik Türüng, Sami Uğur, yüksek rütbeli birçok subay, gardiyanlar, sivil görevliler, imam, avukatlar doktor infazda hazır bulunmuştu. Özellikle imamın aşın derecede duygulandığı görülüyordu. İnfaz savcısı Sami Uğur, kendince espriler yapıp yine kndi gülüyordu.
Deniz'in göğsüne, karar özetini içeren bir beyaz karton astılar. On dakika kadar sonra, görevli doktor gömleğini sıyırıp nabzına baktı. Deniz'in nabzı çarpıyordu. Beklediler...
On-on beş dakika sonra nabza tekrar bakıldı. Deniz'in nabzı durmamıştı. Bekliyorlardı. Deniz ipin ucunda bir dal gibi, alaca havada ağır ağır dönüyordu. Sadece başı ve postalları, uzun ince beyazlığın iki ucunda, iki gri noktaydı.
Gemerek'te yakalandığı gün kalbi ve beyni arasında dolaştırdığı ölüm duygusu, onu darağacında, boynunda bulmuştu. Elli dakika öylece kaldı.
02.15'de ipi kestiler.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/5/2008 - benjamin franklin

  • Barış bile, büyük ücretlerle satın alınır.
  • Bilgiye yapılan yatırım en yüksek kârı getirir.
  • Para herşeyi yapar diyen adam, para için herşeyi yapan adamdır.
  • Paranın değerini öğrenmek isterseniz, borç almaya çalışın.
  • Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.

Sağlık hakkında

  • Erken yatıp, erken kalkmak, bireyi, sağlıklı, varlıklı ve akıllı yapar.
  • Vücutlar yaşlansa bile bütün hastalıklar kesinlikle önlenebilir ya da tedavi edilebilir. Sonuçta da yaşam süremiz yüksek standartlarda uzatılabilir.

Kadınlar , Aile hakkında

  • Bir kızın kusurlarını öğrenmek için onu bir kız arkadaşına övünüz.
  • Zamanı geldiğini düşündüğünde oğlunu evlendir, kızını ise ilk fırsatta.


İnsanlar ve insanın kendisi hakkında

  • Kendi dişlerimin arasında olmasına rağmen kendi dilime hakim olamıyorsam , başkalarının diline nasıl hakim olabilirim
  • Kim seni kendinden daha fazla kandırdı ?
  • Görmek kolay, önceden görmek zordur
  • İnsanlar her zaman kahraman olamazlar ama her zaman insan olabilirler.
  • Üç kişi, ancak aralarından ikisi ölürse bir sırrı muhafaza edebilir
  • İyi mazeretler bulmayı başaranların, başka şeyler başarabildiği çok nadiren görülür10 Ekim 2006
  • Düşmanlarınızı sevin çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir.
  • Herkesi kınamak ve herkesi övmek, akılsızların yapacağı bir şeylerdir.
  • Boş bir çuvalın ayakta kalması zordur.
  • Bir koyunum ve bir ineğim olduğundan beri herkes bana selam veriyor...


 Zaman hakkında

  • Deney, okulların en gelişmişidir, o okulda aptallar bile bir şeyler öğrenir.
  • Hayatı seviyor musun? Öyleyse zamanı çarçur etme, çünkü hayat ondan ibarettir.
  • Zaman büyük bir öğretmendir, ama ne yazık ki tüm öğrencilerini öldürür.

Yasalar hakkında

  • Yasalar örümcek ağına benzer, ancak küçük sinekleri yakalar. büyük sinekler, gözünün önünde onu delip geçer
  • Geçici güvenlik için özgürlüğünü feda edenler ne özgürlüğü hakeder nede güvenliği
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - doğum günüm :)

selam

çok destek geldi (3) adet :)

o yüzden yazmaya devam :)

 

cumartesi gece çalışırken

saat tam 24.03

meleğim msj attı

doğum günüm için

beni o kadar mutlu ettiki

tabi meleğime cevabı gece 4 gibi verdim

çok yoğundu işim

 

pazar akşam çok sevdiğimbeş dostumla

ama onlardan önce evde bi üfledim :)

pastamı

sonra yemek ,içki,sohbet

akşam onda geçeceğimiz bara

gece 24 de gittik

kurtlarımızı döktük

kafam güzel dünya güzel

ben güzelim güzelim :)

şımarıklık yaptım biraz:)

doğum günü çocuğuyum ya

sabah beşte eve döndüm

ama nasıl hoşum :) leyyylaaaa

dünya dönüyor dönüyor dönüyor ......

sabah uyandım hiçbişeyciğim yok

yeni yaşıma uzaktaki dostlarım olmadan girdim ama

kalbimiz birdi biliyorum

meleğim

çok teşekkür ederim

delümmmm

teşekkür ederim

şekerpembem

sen rötarlı kutladın ama

hadi iyi günümdeyim :)

hepinize teşekkür ediyorum

bakın beni serbest bıraktınız yazmaya başladım

sanırım zamanla öğrenirim

sevgiyle

deniz :)

 

 

 

 

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/4/2008 - çok sevdiğim meleğimin sitemleriyle yazılan bir şey..yazı demek

evet tembelim meleğim

hemde çokkk

yattıkça yatasım geliyor

uyudukça uyuyasım

o koşturmacada

ev

okul

kuaför

vs vs vs

ben nasıl yetişiyormuşum çözemedim :)

düşünün çalışmıyorum ve yaklaşık bir aydır manikür pedikür hakgetire :(:(:(

ama yarın gideceğim

neden mi?

hafta sonları çalışıyorum

ve pazar günü bir yaş daha büyüyeceğim :):)

keşke yanımda olsa dediğim kişiler var

ama onlar yürekleriyle benim yanımdalar biliyorum

arkadaşlarım şuan mekan ayarlama telaşındalar

ve ben hala hiçbişey yapmıyorum :)

sadece arkadaşları davet etme ve eğlenme kalıyor bana :)

beni bilen bilir

burada ilkkez yazıyorum

kendi kalemimden

eğer ki

hocam (melemmmmm) ok verirse

bu  yazma tarzı hoşunuza giderse

durmadan yazarım :)

sevgiler....

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/4/2008 - can dündar

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...
 "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
"Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları,
...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş...
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş...

* * *

 

Böyle bir dostum var benim.
Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim.
Kuşağımın en iyisiydi hilafsız...
Beraber okuduk, birlikte koştuk son 20 yılın amansız parkurunu...
Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu... Ekmeğimizi ve acılarımızı bölüştük. Çocuklar doğurduk, büyükler gömdük.
Sonunda yara bere içinde oraya buraya savrulduk.
Buluştuk geçenlerde...
Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir o kadar yorgun:
"- N'apıyorsun" diye sordum.
"- Seyrediyorum" dedi;
"çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum".
Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti.
İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba?
Okuldaki ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu raftaki bir kitabı yıllar sonra merakla karıştırır gibi...
Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken; lakin karanlığını boğmaya yemin ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi...
Pazarda görsek tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın, üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik.
Velhasılı ne sevebilmiş, ne terk edebilmiştik.
Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek devredebildiğimiz, çok daha ağırlaşmış bir kriz...
"- İşte" diye iç geçirdi kadim dostum,
"...bunları seyrediyorum bir kenardan sessizce..."

* * *


İşte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmalı insanın...
Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...
"Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız" diyebilmeli...
Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümitvar bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:
"Bunu da aşacağız!
İmza: Bir dost!.."

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

BU ÖYLE BİR SAVAŞ Kİ BU SAVAŞTA NE YENEN NE YENİLEN VARDIR YAPILAN TEK ŞEY İZLENİLEN YOL VE BİTEN ÖMÜRDÜR........

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

sekerpembe
laleninbahcesi
< Çocuk > ..
Blogcu Yardım
0sojourney0
delimavi32
uzgunkizasli